Dr. Voll ne kadar da doğru ifade etmiş ağrıları özellikle de baş ağrısını. Şimdi bu konuyu irdelemeye çalışacağım. Baş ağrısı tedavisinde gıdaların etkisi oldukça yüksektir. Vakaaların büyük bir kısmında bazı gıdaların diyetten çıkarılması ile ağrıların tamamen kaybolduğunu görülür. Bazı vakaalarda mide ve bağırsak florasını restore ederek tedaviye cevap %75’lere kadar çıkmaktadır. Baş ağrısı sorunlarını kısmi veya tam olarak çözümlemek için bağırsak florasını ve gıda alerjilerini düşünmek ve bunları tedavinin içine katarak alerjen gıdaları diyetten çıkararak tedavide çok başarılı olabiliriz. Bunun nedeni, tüm alerjilerin gıda ile başlaması ve bağırsak florası içinde gelişmesidir. Bağışıklık sistemimizin yaklaşık %70’i ince bağırsağımız içinde bulunan Peyer plaklarında oluşur. Bu yapılar, fungal salgınlar tarafından etkilendiğinde bağışıklık sistemi zayıflar. Bunun sonucunda alerjiler gelişebilir ve böylece kronik baş ağrıları oluşabilir.

Sağlıklı olmayan bağırsak florasında fermantasyon disbiyosisi ,fütrifikasyon disbiyosisi olabilir, oluşan disbiyosise göre semptomlar gelişir.

Fermantasyon disbiyosu kolon içi pH değeri 6,5’in altındadır ve ishal olma eğilimi vardır. En önemli bakteri grubu candidalardır. Bunların hakim olduğu florada fermantasyon disbiyosine bağlı olarak metil alkol, etil alkol, asetaldehit gibi ham alkol türevleri oluşur. Bu alkoller akşamdan kalma benzeri baş ağrısına ve birçok rahatsızlığın sebep olur.

Pütreaktif fermantasyon da kolon pH değeri normalde 7,5 ila 8,5 arasında olur. Kabızlık eğilimi bulunur. Proteus klostridyum putrefaktif flora arasındaki en önemli mikro organizmalardır
Yüksek miktarda hayvansal protein tüketenlerde bu bakterilerin var olması sorun teşkil eder. Proteinlerin pütrifekasyou sonucu amonyak oluşur. Oluşan amonyak suda çözünmez ve herhangi bir şekilde bir yere bağlanmaz dışkı yolu ile atılamaz, direk karaciğere geçerek karaciğer üzerinde yük oluşturur. Sonuçta detoks kapasitesini aşar ve kan beyin bariyerini aşarak beyne ulaşır. Yorgunluk, konsantre olma zorluğu, baş ağrısına neden olur.

Disbiyozlar arasındaki farkı net bir şekilde anlamak doğru diyeti önerileri sunabilmek hastayı tedavi etmek açısından önem taşır.

İntestinal kandida salgınının neden olduğu kronik baş ağrısı başta ham alkol ve aldehitlerin (özellikle de korpus kallosum’a özel bir afinite ve güçlü bir nörotoksik etkisi olan asetaldehit) oluşmasıyla açıklanmaktadır. Sonuç olarak, beynin iki yarısı arasında bir dengesizlik meydana gelebilir. Kronik baş ağrısı çeken hastalar sıklıkla büyük sıkıntılara neden olan kabızlık sorunu çekmektedir. Sorun, oto-intoksikasyon tehlikesinde ve yok edilmesi gereken toksik metabolitlerin (örneğin Laktuloz) beyne serbestçe girebilmesi görülmektedir.

BAŞ AĞRISI YAPAN GIDALAR
Disbiyosis nedeni ile bağırsakta proteinler tam olarak en küçük birimleri olan amino asitlere kadar parçalanmaz ve ara ürünler oluşur. Bunlara biyojen amiler denir. Normal miktarda olmaları gereklidir. Fazla oldukları taktir de zararlıdırlar.
Disbiyosis olması halinde mukozal membran bariyeri asla tam olarak sağlam olamamaktadır. Biyojen aminlerin girişinde bir artış olur ki, bu rahatlıkla baş ağrılarına neden olabilir. Bazı gıdalar biyojen amin açısından zengindirler. DİSBİYOSİSİ olan kişilerde biyojen amin zengin gıdalar tüketilince baş ağrısı ve bu gibi rahatsızlıklar görülür.
Süt ürünleri, peynir, tropik meyvelerde histamince zengindir.Muz, ceviz, domates, erik ve ananas da sereton in bol bulunur. Kırmızı şarap, peynir, çikolata, konserve ringa balığıda tiramin bol bulunur.
Tiramin beden içinde tirosin amino asidi tarafından sentezlenir. Tirosin amino asitinden, dopamin, melanin, adrenalin ve tiroksinin oluşur. Bununla birlikte tiramin peynir hastalığının nedeni olarak kabul edilmiştir. Bu durum karakteristik olarak baş ağrısı, yüksek kan basıncı, hızlı nabız ve baş dönmesi ile tanımlanabilir.

Prensipte aminlerden kaynaklanan alerjiler aşağıdaki şekilde baş ağrısına neden olabilir: Örneğin; histamin, kapiler akışı hızlandırmaktan sorumludur, bu sayede savunma hücreleri enfeksiyon veya yara bölgesine daha çabuk ulaşabilmektedir. Ancak bu süreç kafa bölgesindeki kan damarlarının gevşemesine, kan basıncının düşmesine, oksijen tedariğinde aksamaya ve dolayısıyla baş ağrısının ortaya çıkmasına neden olur. Önemli baş ağrısı tetikleyicileri başında buğday gelir.

Gıdalar ve baş ağrısı arasındaki yakın ilişki, sorumlu gıdaların tüketilmemesiyle kolaylıkla gösterilebilmektedir. Bu besinin diyetinden sadece bir hafta sonra hastaların %90’ı semptomlarından arınmış hale gelmektedir

Kahve migren atağını tetikleyebileceği gibi semptomların geçmesine de yardımcı olabilir. Perifer kan damarlarını genişletirken diğer kan damarlarını daraltmaktadır. Bu nedenle

KAHVE: Migren için tavsiye edilmektedir ancak belirtiler ilk hissedildiği anda sade ve yeterli miktarda tüketilmesi gerekir.

ÇİKOLATA:Feniletildiyamin adında bir migren tetikleyicisi içerir. Buna ek olarak içindeki miktar göz önüne alındığında aynı zamanda kakao, fıstık ezmesi, süt, şeker ve koruyucu katkı maddeleri içerir. Ayrıca çocuklar arasında çok sevilen ve tüketilen Nutella benzeri krem-çikolata ürünlerine de dikkat edilmesi gerekir.

ŞARAP:Şarap içtikten sonra ortaya çıkan baş ağrısı sülfür, tiramin veya histamin arasında meydana gelir.

NİTRİTLER: Önemli baş ağrısı tetikleyicilerinden biridir. Nitritlere çok sık rastlanır ve özellikle bazı et ürünlerinde koruyucu olarak bolca bulunmaktadır. Örnekler: Sosis, hamburger, salam, konserve etler ve donmuş pizza üzerindeki et ürünleri. Bu türden baş ağrıları söz konusu gıdanın tüketilmesinden 30-60 dakika sonra başlar ve çoğunlukla bulantı, kusma ve baş dönmesi ile beraber ortaya çıkar.

GLUTAMAT: Bu türden baş ağrıları insanlar arasında “Çin Yemeği Sendromu” olarak da bilinmektedir. Bu madde bir tatlandırıcı ve modifiye edici olarak hareket eder ve testlerde çoğunlukla pozitif çıkar. Baş ağrıları migren seviyesine kadar ulaşabilmektedir. Beraberinde çoğunlukla kalp çarpıntısı, terleme ve boyun tutukluğu gibi belirtiler eşlik eder.

FOSFAT: Kıvam arttırıcı olarak sıklıkla kullanılır. Et, sosis, peynir, unlu mamuller ve süt bazlı olmayan kahve kreması gibi ürünlerde bulunur.

Öte yandan küfler, mantarlar ve bunların ürettiği toksinler güçlü birer baş ağrısı tetikleyicisi olarak kabul edilmektedir. Genelde alerjik, bedenleri önceden yük altında olan bünyeler gıda katkı maddelerine karşı baş ağrısı, hafıza kaybı, huzursuzluk, zihin karışıklığı ve hatta depresyon gibi birçok belirti geliştirebilir. İşte bu nedenle kişi yapay tatlandırıcılar antioksidanlar, ağartıcı, kıvam arttırıcılar, enzim blokerleri, çamaşır yumuşatıcıları açısından detaylı bir şekilde test edilmelidir.

HEMEN DOKTORUNUZA SORUN

Please enter your comment!
Please enter your name here